İstanbul Üniversitesi öğrencileri bugün 16 Mart Katliamı ve Halepçe Katliamı’nın yıl dönümünde Eczacılık Fakültesi önünde eylem yaptı. “Dünden bugüne üniversite katliamlara hayır diyor” pankartı taşıyan öğrenciler, “16 Mart’ı unutma unutturma”, “Beyazıt faşizme mezar olacak”, “Katliamlara hayır” dövizleri ve 16 Mart katliamında hayatını kaybedenlerin fotoğrafları taşındı.

Sık sık “Faşizme karşı omuz omuza”, “Beyazıt faşizme mezar olacak”, “16 Mart’ı unutma unutturma” sloganları atan kitle “Beyazıt Marşı”nı söyledi. Öğrenciler Eczacılık Fakültesi önüne karanfil bıraktı.

‘ÜLKEMİZİN TARİHİNDE KATLİAMLAR EKSİK OLMUYOR’

Eczacılık fakültesi önünde yapılan anmada ilk olarak KHK ile ihraç edilen Levent Dölek söz aldı. Dölek, “Tarihimizin en önemli katliamlardan birini anmak için buradayız. Ülkemizin tarihinde ne yazık ki katliamlar eksik olmuyor. İşçiler, emekçiler, ezilen halklar için canlarını veren insanlar için buradayız. Biz de 29 Ekimde KHK ile işlerinden atılmış insanlarız. Üniversiteden uzaklaştırıldık. Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı bir açıklama yaparak, ‘Bu KHK ile atılanlar suçlu olmasa da idari tasarrufla attık. İlla suçlu oldukları anlamına gelmiyor’ dedi. Bu bir itiraf ve ama gerçek. Devlet kendisinde bu hakkı görebilir. ‘Bana sadık olmayan sadakat’la bağlı olmayan insanlarla kamuda çalışmam’ diyebiliyor. Fakat bu kamu anlayışı değildir. Halkın çıkarlarını gözeten bir devlet anlayışı da değildir. Biz, suçlu olmadığımızı çok iyi biliyoruz. Bu ülkenin başına patron olmak isteyenlere, bir istibdat rejimi isteyenlere hiçbir zaman sadık olmadık. Bizden hiçbir şey de beklemesinler. Bizler yaptıklarımızla, mücadelemizle, ircaa ettiklerimizle bizi bu üniversitede okutan, hoca yapan halkımıza sadığız. Biz işçilere, emekçilere sadığız. Geçmişte faşizme karşı mücadele eden tüm devrimcilere sadığız. Bu yüzden üniversitelerden atıldık. İnsanlarımızı açlığa, sefalete mahkum eden, savaşlarda ölüme gönderen, halk düşmanlarına hesap sormaya devam edeceğiz” diye konuştu.

’16 MART’I UNUTMAYACAĞIZ’

78’liler Girişimi adına söz alan Hüseyin Soylu ise 16 Mart’ta yaşanan bütün katliamların anısı için bir araya geldiklerini söyleyerek, “Bizler o dönemde demokratik mücadele verirken, ülkemizin siyasi mücadelesine de katkı veriyorduk. Tek suçumuz yurtsever olmaktı. Bugün ülkemizdeki belaları görebiliyorsak, o gün de aynı tarihlerde belaları görebiliyorduk. Dünyanın emperyalist güçleri o günlerde emek mücadelesindeki kabarmayı gördükleri için, 1 Mayıs Taksim’de başlayan katliamlarına 78’de de direnen İstanbul Üniversitesinde devam ettiler. Birçok arkadaşımızı burada kaybettik. Yüze yakın arkadaşımız yaralandı. Bu mücadeleler dün olduğu gibi bugün de ülkemiz topraklarında sürmektedir. Seyrettiğimiz manzaralar yabancı değil. Dünden bugüne aynı milliyetçi cephe iktidarı sürüyor. Bugünkü iktidarlar 78’lerin milliyetçi, muhafazakar, İslamcı geçinen gençleriydi. Anladığımız anlamda İslamcı da değillerdi. Irak’ta, Suriye’de, İran’da , Filistin’de bombalar patlarken onlar ses çıkarmıyorlardı. Mavi Marmara’yı hatırlayın, bizim kardeşlerimiz hayatını kaybederken şimdi her şey unutuldu. Filistin bombalanırken bizim önderlerimiz Denizler, Mahirler orada dövüşüyorlardı. Bizim üzerimize bombalar atanların bir kısmı suçüstü yakalandılar. Nerede yakalandılar? Trabzon’da yakalandılar, Hrant Dink katliamında yakalandılar. Hrant Dink’in tek suçu ülkeyi sevmekti onun için öldürülmüştü. Reşat Altaylı denilen şahıs burada yaşanan katliamdaki gibi Hrant Dink katliamında karşımızdaydı. Devletin içine yerleşmiş, iktidar sahipleri bugün Türkiye Cumhuriyetinin mahkemelerinde kendilerini yargılıyorlar. 16 Mart’ı, 1 Mayıs’ı kapattık zannedenler, kapatamayacaklar. 16 Mart’ın anısı sürüyor” diye konuştu.

‘BAŞKANLIĞA DA KATLİAMLARA DA HAYIR’

Basın açıklamasını öğrencilerden Düzgün Akdeniz okudu. İstanbul Üniversitesi ana kapıdan toplu çıkış yapmakta olan öğrencilerin hedef alındığını belirten Akdeniz şöyle konuştu: “Eczacılık Fakültesinin önünde kontr-gerilla güçler ve sivil faşistlerce gerçekleştirilen bombalı saldırıda 7 devrimci öğrenci; Abdullah Şimşek, Baki Ekiz, Cemil Sönmez, Hamit Akıl, Hatice Özen, Murat Kurt, Turan Ören hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. Devlet yükselen gençlik hareketini bastırmak için çete-devlet-NATO işbirliğiyle devrimci öğrencileri katlederek fitili ateşlenen devrimci gençlik hareketini durdurmayı, gözdağı vermeyi, sindirmeyi amaçlamıştı. Katliamın polis şefleri Reşat Altay ve Şükrü Balcı’nın himayesiyle yapıldığı ise açıklığa kavuşturulmadı ve Türkiye’de işlenen onca katliam gibi karanlıkta bırakıldı, dava dosyası kapatıldı.”

“Ne Beyazıt yaşanan ilk katliamdı ne de Halepçe son oldu” diyen Akdeniz “Bu ülkede katliamlar, bu ülkede devrimcilere işçi ve emekçilere karşı azgınca saldırılar, istisna değil, işin akışına uygun, devletin ve egemen sınıfların karakterine uygun olandır. Nihayet, 7 Haziran seçimlerinde siyasal alanda çoğunluğu kaybeden AKP, hükümet kuramaz hale gelince, cumhurbaşkanınca seçimler yok sayıldı ve o zamandan bu zamana katliamlar organize edildi; Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da, bombalar patlatıldı, Kürt illeri yakıldı, yıkıldı. 1 Kasım seçimlerinde açıkça ‘ver 400 milletvekilini, bu katliamlar bitsin’ dendi. Yetmedi, ardından, darbe sürecine uygun tarzda, parlamento devre dışı bırakıldı. Partisiz, parlamentosuz bir hukuk devreye sokuldu. 15 Temmuz darbesi ardından, Allah’ın lütfu olarak OHAL ilan edildi. Şimdi OHAL ile yarattıkları fiili durumu yasallaştırmak için anayasa değişikliğiyle başkanlık sistemini geçirmek istiyorlar” diye konuştu.

Akdeniz son olarak şunları söyledi: “Biz üniversiteliler olarak başkanlık sisteminin ne anlama geleceğini bugüne kadar yaşadıklarımızdan biliyoruz. Pek çoğumuz çocukluğumuzdan beri bu iktidar tarafından yönetiliyoruz. Ve biliyoruz ki bu iktidarın gençliğe vaat edebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Her beş gençten biri işsizken, geleceğimiz karartılırken, bu ülkenin yoksul çocukları savaşa gidip ölsün istenirken gençliğin referandumda ne diyeceği bellidir. Biz tek adamın ne demek olduğunu rektörlük seçimlerinin kaldırılmasından, üniversitelerin Saray’a bağlanmasından biliyoruz. Başkanlığa da katliamlara da bin defa ‘hayır’ diyoruz. Bugün yitirdiklerimizi anarken onların mücadelelerini sürdürmekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Öfkemiz, acımız büyüktür. İsyanımız da büyük olacaktır.”

Kitle en son olayın gerçekleştiği Eczacılık Fakültesi önüne katliamda ölen öğrencilerin fotoğraflarını koyduktan sonra karanfil bıraktı.

Kaynak:Evrensel

İlgili Yazılar