Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde boykot Anayasa Sempozyumu ile devam etti.

Bugün Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde boykot Anayasa Sempozyumu ile devam etti. 10 yıl önce hayatını kaybeden Anayasa Hukuku alanında çalışmalar yürüten Yavuz Sabuncu’nun anısına gerçekleştirilen ve 3 oturumdan oluşan sempozyumda ihraçlar ve anayasa değişikliği gündemleri değerlendirildi. Sempozyuma davetli olan mezunların girişi Rektörlük “talimatıyla” engellenmeye çalışıldı. Fakat kapıda bekletilen herkes alınarak sempozyuma başlandı. Etkinlik Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı başkanı Ayhan Yalçınkaya ve KHK ile işinden atılan Doç. Dr. Murat Sevinç’in açılış konuşmasıyla başladı. İşine devam eden hocalarımız, ihraç edilen bilim emekçilerine cüppelerini giydirerek Mülkiye’nin, bilimin teslim alınamayacağını gösterdi. Oturumların konuşmacılarını ve konu başlıklarını aktarıyoruz.

1. Oturum
12 Eylül sonrası ihraç edilen 1402’liklerden olan Cem Eroğul; “Anayasa değişikliği denen bir garabet var şimdi. Değişiklik dediğimiz mevcut hukuk kuralları çerçevesinde yapılır, eğer öyle yapılmıyorsa bu değişiklik değil alenen darbedir. Şu an yapılan tam da budur.”
Bir dönem meclisin anayasa komisyonunda da görev yapmış olan Rıza Türmen: “Gerekçe olarak insan hakları veya demokrasiden bahsetmiyorlar, sadece istikrar diyorlar. Başkanlık sisteminin istikrar veya güvenlik sağlamak gibi bir misyonu yoktur. Bugün yapamadıkları neyi yapacaklar ki başkanlık sisteminde güvenlik ve istikrar sağlansın?”
Prof. Dr. Selin Esen: “ABD ve Latin Amerika örneklerinde ‘partili başkan’ parti üyesidir, parti başkanı değil. Dolayısıyla üyesi olduğu partiyle arasında çok sıkı bir ilişki yoktur. Ayrıca hiçbir örnekte başkana verilen olağanüstü hal kararnameleri, Türkiye’de olduğu gibi yargı yoluna kapanmamıştır. Ancak bu düzenleme, türkiyenin çoğunlukçu demokrasi anlayışının dahi gerisindedir.”

2. Oturum
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Fazıl Sağlam “Bu anayasa değişikliğinde doğru hiçbir şey mi yok diye baktığımda Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun isminden ‘yüksek’ sıfatının kaldırıldığını gördüm. Bu çok doğru bir değişiklik olmuş, çünkü bu kurulun yüksek sıfatını hak eden bir yanı kalmamıştır”
Doç. Dr. Ece Göztepe “Bugün bu anayasa değişikliğini tartışıyor olmamızın sebebi şimdiye kadar küçük mahalle çatışmalarını önemsemememizdir. Bir önceki referandumda, bu anayasa insan haklarını savunuyor iddiasıyla ‘yetmez ama evet’ diyenlerin sorumluluğudur bugünki durumumuz.”
Son KHK ile Marmara Ünivesitesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu “12 Eylül sürecinden aşağı kalır bir yanı yok bu sürecin, o zaman hiç değilse nezaketen meşhur sarı zarflarla tebliğ ediyorlardı ihracı. Şimdi gece yarısı adınız yok hükmünde bir kararnamede geçiyor ve ertesi gün okulunuza gitmek istediğinizde özel güvenliklerin yolunuzu çevirip çevirmeyeceğini bilmiyorsunuz.”
İbrahim Kaboğlu anayasa değişikliğine dair ise şu değerlendirmeleri yaptı “Bugün sempozyumda konuşanlardan sadece birini ana akım medya kanallarından birine iki saatliğine çıkarın, hepsinin ipliğini pazara çıkarsın. Sistem ve rejim bizim lugatımızda aynı anlama gelir, ille bir karşılaştırma yapacaksak sistem daha geniş bir anlama ifade eder. AKP bugün eleştirilere karşı diyor ki, biz rejimi değil sistemi değiştiriyoruz; yani demek istiyor ki biz çok daha büyük bir değişiklik yapıyoruz, biz Türkiye’nin toplumsal belleğini siliyoruz.”

3. Oturum
Cumhuriyet gazetesi yazarı Çiğdem Toker süreci yorumlayıp “Cesaret Bulaşıcıdır” diyerek Akp iktidarı boyunca süren hukuksuzluklardan ve son süreçte gündemimizde olan Varlık Fonu’ndan söz etti.
CHP milletvekilli İlhan Cihaner “Bu değişiklik cumhurbaşkanının suç işlemesi hâlinde yargılanabileceği şeklinde güzellenmeye çalışılıyor ancak meclisi feshetme yetkisi olan cumhurbaşkanının yargılanması nasıl mümkün olabilir? Yapılan düzenlemeler ve yargı yolunu açacak kriterlerle zaten bunu imkansız hale getiriyorlar.”
Bu sıralar Gazete DuvaR’da yazan gazeteci Ali Duran Topuz “15 yıldır iktidarda olan bir partinin kuramadığı istikrar için yeni bir sistem kuruyoruz. 15 yıldır iktidar olan bir partinin gideremeği mağduriyetler giderilecek bu yeni sistemle güya. Bu iktidar boyunca da bütün medya organları kontrol altına almak için operasyonlar yapıldı. Bir konuda AKP neyi isterse medya onu destekler hale getirildi”
Ali Duran Topuz konuşmasını “Her gelenin zarar vermeye çalıştığı Ahmet Şık’a selam gönderiyorum” diyerek bitirdi.

Sempozyum boyunca mevcut sistemin adaletsizliklerinden, yeni anayasa değişikliğinin de hiçbir sorunu çözmeyeceği gibi açık bir anayasa ihlali olduğundan ve güçlü bir şekilde karşısında durmak gerekliliğinden bahsedildi. Biz de Genç-Sen olarak sempozyumdan aldığımız mesajı destekliyor ve #TabiikiHayır diyoruz.

İlgili Yazılar